7 Ağustos 2013 Çarşamba

The Fosters

Daha önce pek çok kez söylemiş olabilirim, ben bir dizikoliğim! Severek izlediğim pek çok dizi var ama çoğu yaz sezonunda ara verdiğinden, yeni çıkan dizilere göz atmamazlık yapmıyorum. İşte bu diziler içinde beni çok ama çok etkileyen biri var ki o da ''The Fosters''. Aslında yalan yok, ilk başta büyük bir önyargı ile başladım diziye. Belki de ülkemizde ya da çevremizde pek sık görmediğimizden iki kadının birlikteliği, üstelik de aile kurmaları, çocuk büyütmeleri nasıl olacak diye düşünmedim değil.


İlk bölümü izlediğimde de çok etkilenmedim doğrusu, izlenebilecek diziler listeme ekledim sadece. Ama bir kaç bölüm izledikten sonra beni içine çekti, aldı götürdü. İzlerken öyle bir transa geçiyorum ki, her bir karakter için acaba ben onun yerinde olsam ne yaparım diyorum. Oyunculuklar abartmıyorum ''muhteşem''. Hele evin en küçüğü Jude, beni benden alıyor. O nasıl bir tatlılık, nasıl bir iyi kalplilik, insanın alıp bağrına basası geliyor. Pek duygusal bir insan olmamama rağmen çoğu bölümde gözlerim doluyor.


Kısaca konusundan bahsetmek gerekirse; Callie ve Jude küçük yaşta annelerini kaybetmişler, babaları hapiste olduğundan (neden hapiste olduğu ileride dizide açıklanıyor, onun için söylemiyorum) çocuklar evlatlık sistemine eklenmişler ve aile, aile gezmeye başlamışlar.
Lena ve Stef birlikte yaşayan iki kadın. Stef cinsel kimliğini bastırmak zorunda bırakıldığı için yanlış bir evlilik yapmış ve Mike ile evlenmiş, bir de çocuğu olmuş kendisinden, Brandon. Boşandıktan sonra Brandon'ı Lena ile birlikte büyütmüşler ve ikiz kardeş olan Mariana ve Jesus'u da evlat edinmişler. Ev oldukça kalabalık olmasına rağmen Callie ve Jude'un yolu bu sıcak ve sevimli aile ile kesişiyor ve olaylar da burada başlıyor.




Mutlaka izleyin, pişman olmayacaksınız, hatta hayata ve insanlara bambaşka gözlerle bakacaksınız, eminim. Ülkemizde yayınlanan ve bitmek tükenmek bilmeyen 2 saatlik dizilerden bunaldıysanız, sadece 40 dakika ve ilk sezonu 10 bölümden oluşan bu diziyi izlenecekler listenize ekleyin. Bu arada unutmadan ekleyeyim, ilk fotoğraf sizi yanıltmasın, dizide Jennifer Lopez yok sadece dizinin yapımcılığını Jennifer Lopez ve yapım şirketi yürütüyor.
Dün ilk sezonun son bölümünü izleyince, bahsetmenin zamanı geldi de geçiyor diye düşündüm. Son olarak sizleri dizinin jenerik müziği ile baş başa bırakıyorum. Sözleri ve melodisi bir diziyi ancak bu kadar iyi anlatır.

 

Herkese iyi bayramlar dilerim.
Sevgiler, Öpücükler :)

1 yorum:

white glaze dedi ki...

Merhabalar;
Blogunu yeni keşfettim ve hemen takibe aldım.
1772. takipçin benim.
Bana da gelirsen sevinirim :)
İyi Bayramlar
Sevgiler
http://whiteglaze.blogspot.com

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...